Bize Bi’Şey Olmaz, apolitik bir aşk hikayesi

Bize Bi’Şey Olmaz dizisindeki fırtınalı aşk, Türkiye’nin sosyal ve politik dinamiklerinden uzak. Boğaz manzarasına ve bir gece kulübüne indirgenen İstanbul’da hayat toz pembe. Lal ve Aktan’ın birbirlerini kıskanmaktan başka derdi yok. Ülke gündeminden bağımsız ilişki, İstanbul yerine Paris ya da New York’ta da yaşanabilirdi. İşsiz kalmamış ya da ayrımcılığa uğramamış bir karakterin, “Bize Bi’Şey Olmaz” demesine şaşmamalı.

Zengin akademisyen Barış

Hikâye, İstanbul’un ekonomik koşullarından habersiz. Akademisyen Barış’a göre denize nazır bir dairenin yüz bin liralık kira bedeli çok uygun. Evi pazarlık yapmadan tutmak ister. Bu devirde kaç öğretim üyesi bu kirayı ödeyip İstanbul’un en lüks semtinde yaşayabilir? 

Sakin ve bilge akademisyenin aksine Aktan çapkın ve fevri bir bar işletmecisi. Kariyere göre şekillenmiş zıtlıklar klişe. Balayında kitap okumayı hayal eden Barış’ın, nişanlısına göre “sıkıcı” olmasının dışında bir falsosu yok. Ona âşık olmayan Lal’ı nikâh öncesi azat edecek kadar uygar ve düşünceli. Öfkesini kontrol edemeyen karakterin kulüp işletmecisi değil, üniversite hocası olduğu bir senaryo izleyicinin ön yargılarını sorgulayabilirdi. 

Sevgililere odaklanan dizinin yan karakterleri karaktersiz. Lal’ın (Miray Daner) travmalarını izleyiciye aktarmak için köprü görevi görürler. Kimler Geldi Kimler Geçti dizisinde olduğu gibi tiplemelerin tek işleri aşıkların ilişki durumunu takip etmek. Toplumsal gerçeklikten kopuk gençler, adeta başka bir gezegende yaşıyor.

Lal ve Aktan’ın aşkı, arkadaşlarının önünde oynanan bir müzikali hatırlatır. Aşkı bir şova dönüştürme fikri yaratıcı olsa da metrodaki dansçılar ya da diskodaki ağlayan ve gülen yüz görselleri hikâyeyi derinleştirmemiş. 

İlişkiler çocukluk travmalarını mı yansıtır?

Aktan’ın amcasının (Fırat Tanış), “Kendi travmanı çözmeden ilişki olmaz.” sözünü sevdim. “Sevgilim bana hiç ilgi göstermiyor.” diye yakınan bir arkadaşıma, “Neden sürekli ilgiye ihtiyacın var? Önce bunu çöz.” dedim. 

Lal’ın açılış sahnesinde söylediği gibi ilişkilerimizdeki problemler çocukluk travmalarımızı yansıtabilir. Küçükken ailesini bir kazada kaybetmiş Aktan (Mert Ramazan Demir), Lal’e sevgisini nasıl göstereceğini bilemez. Lal ise ihanete uğramış ama aşkından vazgeçmemiş annesine dönüşmekten korkar.  

Toksik ilişki üzerine bir ders

Toksik ilişki üzerine ders veren dizide bir gözyaşının ya da gülüşün psikolojik şiddeti nasıl affettirebileceğini görüyoruz maalesef. Kız arkadaşının mutluluğunu paylaşamayan ya da kıskançlıktan olay çıkaran erkek hep affedilir. Aktan Lal’e, “Sen bana sevmeyi öğret.” dese de kadınlar sevgililerinin anneleri ya da öğretmenleri olmak zorunda değil.

“Beden unutmaz.” der bir karakter. Nitekim Lal’ın bastırdığı endişelere bedeni tepki verir. Barış’ın zorla tattırdığı düğün pastasını yiyince kusar; Aktan ile türbülanslı birlikteliğinde panik atak geçirir. “Her şey yolunda” yalanına beden kanmaz.

[Spoiler içerir.]

Dizinin sonu, boş bir ters köşe. Lal, Aktan ile yaşadığı aşk üzerine bir kitap yazmıştır. Son sahnede eski sevgililer, bilgisayarın başına geçip kitabın film adaptasyonundan bir kesit izler. Dizi içinde film izlediğimiz bu meta sahne, hikâyeye farklı bir bakış açısı kazandırmaz.  

Belki de jenerasyon farkından dolayı karakterlerin birbirine sürekli “aşkım” diye hitap etmesi bana yapmacık geldi. Bize Bi’Şey Olmaz yerine ilişkilerdeki şiddeti ve manipülasyonu çok daha çarpıcı işleyen It Ends With Us (Bizimle Başladı Bizimle Bitti) filmini izlemenizi öneririm. 

Bize Bi’Şey Olmaz, Mert Ramazan Demir, Miray Daner

About the author

Prof. Dr. Ayşe Naz Bulamur is the chair of Western Languages and Literatures Department at Boğaziçi University. She received her PhD in Literary Studies from the University of Wisconsin-Milwaukee. She has articles on the works of British, American, and Turkish writers, such as Margaret Fuller, Hannah Foster, Byatt, Edith Wharton, Elizabeth Gaskell, Erendiz Atasü, Elif Şafak, Julia Kristeva, Theresa Cha, and Martin Amis. She is the author of Victorian Murderesses: The Politics of Female Violence (2016). Her research focuses on postcolonial theory, urban theory, feminist criticism, and novel. She writes on popular TV series and movies for the online newspaper T24. You can watch her weekly YouTube podcast Ekran Aşkına / For the Love of Screen.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

error: Content is protected !!
Verified by MonsterInsights