Bize Bi’Şey Olmaz, apolitik bir aşk hikayesi

Bize Bi’Şey Olmaz dizisindeki fırtınalı aşk, Türkiye’nin sosyal ve politik dinamiklerinden uzak. Boğaz manzarasına ve bir gece kulübüne indirgenen İstanbul’da hayat toz pembe. Lal ve Aktan’ın birbirlerini kıskanmaktan başka derdi yok. Ülke gündeminden bağımsız ilişki, İstanbul yerine Paris ya da New York’ta da yaşanabilirdi. İşsiz kalmamış ya da ayrımcılığa uğramamış bir karakterin, “Bize Bi’Şey Olmaz” demesine şaşmamalı.

Zeki Demirkubuz, ne rüya ne de gerçek bir Hayat

Hayat, ataerkil düzeni eleştirirken karakterlerin derinliğinden uzaklaşıyor. Sanki Rıza dışındakiler birer tipleme: Rıza’yı şiddete karşı uyaran şefkatli dede, “Türkiye’de herkes istediğine inanır” deyip ailesini üniversitede okuduğuna inandıran genç, karısını takip eden kıskanç koca, ezilen ev kadını ve hep babasının onayını bekleyen Hicran. Toplumsal meseleler çok boyutlu karakterler üzerinden irdelenebilirdi. Rıza’nın soyadı gibi “uysal” olmaması ve ismi “ayrılık” anlamına gelen Hicran’ın ailesinden kopamaması bariz çelişkiler. Karakterler üzerinden işlenen derin yaraları düşünürken kendimi sinemadan çok derste hissettim.

error: Content is protected !!
Verified by MonsterInsights