Yan Yana’nın ithal samimiyeti ve unutulmuş kadınları

“Her şey fiziksel olmak zorunda değil.” ve “Sağlık en büyük zenginliktir.” gibi sloganlardan ibaret olan Yan Yana, masalsı ve umut dolu olduğu için çok tuttu. 

Fakat hasta ve bakıcısı arasındaki ilişkiyi irdelemek için popüler bir yabancı filme ihtiyaç olmamalı. İkilinin dostluğu üzerine özgün bir senaryo yazılabilirdi. Birçok ailede yaşanmış bir hikâyeyi, Fransız filminden uyarlamaya gerek var mı?

Şeytan Marka Giyer, modanın rengi beyaz mı?

Şeytan Marka Giyer 2 filminde moda, beyaz Amerikalı zenginlerin elinde. Firmalar, kapsayıcılık adına farklı etnik kökenlerden insanları çalıştırmaya özen gösterse de Runway dergisi kapaklarında beyaz modeller hâkim. New York’un ışıltılı gökdelenlerinde geçen filmde, Özgürlük Heykeli’ni görmeyiz. Hikâyedeki asıl şeytan, insanları köle gibi çalıştıran kapitalizm. Açılış sahnesinde Andy (Anne Hathaway), en iyi gazetecilik ödülünü aldığı gün bir telefon mesajı ile işten çıkarılır. İlk filmde ise “Editörlük pozisyonu için cinayet işlenir.” denir. Medya dünyasında yükselmek ölüm-kalım meselesine dönüşmüş.

Bize Bi’Şey Olmaz, apolitik bir aşk hikayesi

Bize Bi’Şey Olmaz dizisindeki fırtınalı aşk, Türkiye’nin sosyal ve politik dinamiklerinden uzak. Boğaz manzarasına ve bir gece kulübüne indirgenen İstanbul’da hayat toz pembe. Lal ve Aktan’ın birbirlerini kıskanmaktan başka derdi yok. Ülke gündeminden bağımsız ilişki, İstanbul yerine Paris ya da New York’ta da yaşanabilirdi. İşsiz kalmamış ya da ayrımcılığa uğramamış bir karakterin, “Bize Bi’Şey Olmaz” demesine şaşmamalı.

Yeraltı Saltanatı

Yeraltı dizisinin açılışı, kartellere karşı savaşın toplumun desteğiyle kazanılabileceğini vurgular. Fakat kamu spotu, bir uyuşturucu tacirini ilahlaştıran senaryoyla çelişir. Hapishaneden yeni çıkan Bozkurt (Bozo), mahallede krallar gibi karşılanır. Bir politikacı edasıyla arabadan hayranlarını selamlar. Yardımsever Bozo’yu, “Allah senden razı olsun.” diyerek bağırlarına basarlar. Aileden gördükleri mafyaya adeta ibadet ederler.

Masumiyet Müzesi’nin masumiyetten uzak aşkları

Masumiyet Müzesi’nde aşk, 1970’lerin Yeşilçam sinemasıyla şekillenmiş bir duygu. Evlilik ise Doğu ve Batı arasında sıkışmış Türkiye’nin, sınıf ve cinsiyet ideolojilerini korumakla görevli bir kurum. Netflix dizisi, Orhan Pamuk’un politik eleştirisinden çok Kemal, nişanlısı Sibel ve sevgilisi Füsun’un kalp çarpıntılarına odaklansa da eşyaların anlattığı modernlik sevdasını başarıyla resmediyor.

ABİ Dizisinin yıldızları, senaryoyu parlatır mı?

ABİ, tiplemelerin nasıl sakil durduğunun örneği. Her daim acımasız baba, kocasına boyun eğen ağlak bir anne ve birbirinden ayırt etmesi zor kötü karakterlerden oluşur. Özellikle Çağla’nın öz abisi gibi sevdiği Behram, son zamanlarda izlediğim en abartılı ve karikatürize “karakter.” Kenan İmirzalıoğlu’nu özleyenler için çekilmiş ABİ. Dizinin tutması için star oyuncular yetmiyor. Güçlü ve tutarlı olmayan bir senaryonun yıldızları parlar mı?

error: Content is protected !!
Verified by MonsterInsights