Harem Fantezisi Halef: Köklerin Çağrısı

halef-köklerin-çağrısı

Güneydoğu’nun Mistik Sisinde Oryantalist Bir Rüya

Mistik ve doğaüstü Güneydoğu Anadolu, uygarlıkla özdeşleştirilen Batı’nın oryantalist hayalidir. Urfa’da doğduktan sonra İstanbullu bir aileye evlatlık verilen Melek’i memleketi adeta bir mıknatıs gibi çeker. Kocası Serhat ile ilk kez rüyasında tanışır. Evlendikten sonra döndüğü Urfa’daki esnaf Melek’e yıllardır aşinadır. Halef: Köklerin Çağrısı dizisinde rüya ve gerçek birbirine karışır. 

İki düşman ailenin hikayesini izlediğimiz Urfa’da geniş aile konsepti var. İstanbul’da bir cerrah olan Serhat, iki kere tesadüfen karşılaştığı Melek ile evlenir. Memleketi Urfa’da beşik kertmesi Yıldız’la da imam nikahı kıyar. Kocasının düğününü basan Melek’in kırmızı elbisesi ve Yıldız’ın beyaz gelinliği arasındaki kontrast, Urfalı kadının İstanbulluya göre daha “namuslu” olduğunu ima eder.

“Benim senden başkasına âşık olabileceğime inanıyor musun?” diye sorar Serhat (İlhan Şen) Melek’e. Hayatında iki kez gördüğü ve aslında hiç tanımadığı Melek’e âşık olduğuna inanmak zor. Doktorun ağaya dönüştüğü dizide Serhat annesine, babasına, kardeşlerine, karısına hep aynı donuk ifadeyle bakar.

Urfa’yı terk edeceğim diyen ama hiçbir yere gidemeyen Melek’in (Aybüke Pusat) yüzünde hep ne yapacağını bilemez bir ifade var. Başrol oyuncusunun diziden ayrılmayacağını varsayarsak karakterlerin gitmesi üzerine yaratılan melodram gereksiz. 

Halef’te Tutsaklık Fantezisi

“Yıllarca okumak için ağladım. Ellerim ayaklarım bağlandı ama yılmadım. Bir yolunu bulup aldım lise diplomamı.” diyen Yıldız ise Serhat’ı görünce üniversite hayallerini unutur. Açılış sahnesinde özgürlük hayalleri kuran Yıldız, kendisini konağa hapseder. Dizi, 19. yüzyılda yaşamış Avrupalı yazarların, tutsaklıktan zevk alan doğulu kadın fantezisini destekler.

En mide bulandırıcı replik ise Yıldız’ın (Biran Damla Yılmaz) Melek’e, “Sen çürük meyvesin ben taze meyveyim.” demesi. Açılış sahnesinde de kendisini dalından kopmuş meyveye benzeten Yıldız’ın lise eğitimi pek işe yaramamış. 

Kumalık yavaş yavaş normalleştirilir. Serhat iki kadınla aynı evde yaşar. Yıldız’la dans eder. Gece birlikte uyurlar. Öpüşürler. Her defasında Serhat’ın annesi Sultan (Veda Yurtsever), ikilinin yakınlaşmasını normalleştirir ve Melek’i sakinleştirir. 

İki kocalı kadın karakter, Serhat gibi baş tacı edilir miydi? Kızılcık Şerbeti dizisinde Doğa’nın kocasını aldatma ihtimali izleyiciyi rahatsız ettiği için senaryo değişti. Fakat aynı tepki iki eşli Serhat’a gösterilmedi. Sözde “çağ dışı” Güneydoğu’daki harem fantezisi makbul görülür.

Hep aynı mutsuz ve kızgın ifadeyle konakta gezen Serhat’ın annesi Sultan, poligamiye göz yumar. “Kocanın hem gözüne hem midesine hitap edeceksin.” tavsiyesini verdiği Melek, süslenip püslenip kocasına yemek servisi yapar. İşi gücü olmayan gelinler, Serhat’ı mutlu etme yarışına girer. 

 “Hiç kadınlık gururun yok mu?” diye sorar Melek Yıldız’a. Bir erkeğin çevresinde pervane olan ve gururdan yoksun kadınları izlemek üzücü.

halef-köklerin-çağrısı-dizi

Tarihin Sıfır Noktasında Klişelerin Tekrarı

Aksiyon hep şiddet üstünden kurulur. İlk sahnede, Yıldız’ın öğretmeni darp edilir. Baba cinayetine tanık olan kadın şiddet görür. Serhat karısının kafasına silah dayayan adamı eve davet eder. Erkek üstünlüğünü savunan Halef şiddeti normalleştirir. 

Dizinin oyuncularıyla yapılan bir söyleşide, “merak uyandırıcı” ve “hızlı ilerleyen” senaryo övülmüş.  Oysa dizinin her bölümü aynı matematikle işler. Serhat bir Melek’e bir Yıldız’a pas verir. Kavga gürültünün eksik olmadığı dizi ne “büyülü” ne de “farklı.” Karakterler, derinlikten yoksun tiplemeler.

“Dünya tarihini değiştiren şehir…” yazısıyla başlayan dizi, Urfa’nın çok kültürlü geçmişinden beslenmek yerine yüzyıllardır kemikleşmiş oryantalist klişeleri tekrar etmekten öteye gidemez. 

About the author

Prof. Dr. Ayşe Naz Bulamur is the chair of Western Languages and Literatures Department at Boğaziçi University. She received her PhD in Literary Studies from the University of Wisconsin-Milwaukee. She has articles on the works of British, American, and Turkish writers, such as Margaret Fuller, Hannah Foster, Byatt, Edith Wharton, Elizabeth Gaskell, Erendiz Atasü, Elif Şafak, Julia Kristeva, Theresa Cha, and Martin Amis. She is the author of Victorian Murderesses: The Politics of Female Violence (2016). Her research focuses on postcolonial theory, urban theory, feminist criticism, and novel. She writes on popular TV series and movies for the online newspaper T24. You can watch her weekly YouTube podcast Ekran Aşkına / For the Love of Screen.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

error: Content is protected !!
Verified by MonsterInsights