Açılış sahneleri benim için ilk görüşte aşk gibidir. Atmosferine, müziğine ve ilk cümlesine vurulmazsam izlemek istemem. Bu sezon yeni başlayan ana akım dizilerinden tek izlediğim Nahid Sırrı Örik’in aynı adlı romanından uyarlanan Kıskanmak. Mukadderat filminin yönetmeni Nadim Güç, aşk ve intikam gibi geleneksel temaları çekim teknikleriyle farklılaştırmayı başarmış.
İlk sahne, ürpertici bir tablo. Seniha Paşazade (Özgü Namal), balkondaki iki sütun arasından malikanenin giriş kapısını gözetler. Siyah elbisesini, siyah sandalyeleri ve geceyi aydınlatan, abisi Halit’in yaklaşan siyah cipinin farlarıdır. Seniha, parmaklıklı tırabzanlar ve evin dış cephesindeki sütunlarla hapishaneyi andıran ihtişamlı evinde tutuklu.

Bir Avukatın Başarısı İçin Silinen Kadınlar
Kamera, evin üst katından salona inen Seniha’nın tırabzanı okşarcasına tuttuğu eline odaklanırken Halit’in Türkan’a “Evde kimse yok. Baş başayız.” dediğini duyarız. Fakat bu sahnedeki tutku, abinin kulağımızı tırmalayan sesinde değil, Seniha’nın usulca aşağıya inişinde, tırabzanı tutuşunda ve sırt dekoltesinde gizli.
Öpüşürken yakalanan Halit (Mehmet Günsür), siyah bir file benzettiği ablası Seniha’yı sevgilisine “Bayan Hiç Kimse” olarak tanıtır. Senaryonun ilk cümlesi bana Emily Dickinson’ın bir şiirindeki “Ben Hiçkimseyim! Sen kimsin? / Sen – de mi – Hiçkimsesin?” sorusunu hatırlatır. 19. yüzyılda yaşamış Amerikalı şair “birisi” olmanın sıkıcılığından bahsetse de dizide Şahsiyet Apartmanı’ndaki Paşazadeler özel olmak ister.
Halit, zeki ve yakışıklı bir avukat olarak ünlenebilmek için “hiç kimseye” muhtaç. Babasının avukatlık bürosuna ismini yazdırabilmek Seniha’yı silmekten geçer. “Birisi” olmak uğruna Seniha’yı yok sayan sadece Halit değil. Nalan Seniha’ya, “Korkunç bir ucubesin…Abim sırf acıdığı için seninle olmuş.” der. Kadınlar kadınları ezerek ataerkil düzene hizmet eder.
Cinsellik ve Açlık Savaşları
Paralel çekim tekniğiyle izlediğimiz iki sevişme sahnesini bölen, Seniha’nın mutfakta hışımla hamur yoğurmasıdır. Hoşlandığı erkeği Nalan’a kaptıran kadın, küçükken şişmanlamamak için yemekte iki zeytin ve maydanozla yetindiğini hatırlar. Hamur işlerini boğulurcasına yerken yıllardır bastırılmış cinsellik ve yemek yeme arzularının ölümcül olabileceğini hissederiz.
Zeki Demirkubuz’un Kıskanmak (2009) filminin diziden farkı, tarihi bir bağlamda toplumu eleştirmesi. 1930’lu yıllarda Zonguldak’ta geçen film, Cumhuriyet balosu ile başlar. Türk bayrakları ile çevrili salondaki kadınların saçları ve kıyafetleri muntazam. Davetteki evli kadınların gözü genç Nüzhet’te. Dans eden çiftlerin simetrik adımları ve çetrefilli hayatları çelişir. Görünüşte “modern” karakterler, cinsellik ve şiddet eğilimlerini yok sayamaz. Mekanlar dizideki gibi renkli ve şatafatlı değil; ruhları gibi karanlık.
İhtiras ve korkuyu başarıyla buluşturan Toygar Işıklı’nın müziği, Kıskanmak dizisinin tekinsiz atmosferini yaratır. Fakat imkânsız aşk temasının Sezen Aksu’nun bir şarkısıyla gözümüze sokulması gereksiz. Nalan ve Nüzhet (Selahattin Paşalı) sahnede aşklarını ilan ederken Nalan’ı kıskanan iki kadın birbirlerine hüzünle bakar. Ve bu sırada “Sen de benim kadar gerçekleri biliyorsun. Sen başka bir dünyanın insanısın yavrucağım.” şarkı sözlerini duyarız. Oysa belirsizlik, duygu sömürüsünden daha güçlüdür.

Kırmızı Stilettolar: Koridorlarda Yalpalayan Bir Başkaldırı
Seniha’nın topuklu ayakkabıları, dizinin en güçlü karakterlerinden. İlk sahnede kamera, kadının ayak bileklerini saran siyah ayakkabılarına odaklanır. Hoşlandığı Nüzhet ona kırmızı stiletto hediye edince siyahların pabucu dama atılır. Gölgedeki arzulara ışık tutan kırmızı, bilinen bir sembol. Ama dizideki fark, kadının bu şık ayakkabılarla partiye değil, avukatlık sınavına gitmesi. Ve Halit’in onu kilitlediği odanın penceresinden stilettolarla atlaması. Yara bere içindeki Seniha’nın kırmızı topuklularıyla hukuk fakültesinin koridorlarında yalpalayarak yürümesi, abisine yenilmediğini gösterir.
Halit’in düğünü sırasında annesini terastan aşağıya iten Seniha ile neden empati kurulur? Oğlanların kızlardan üstün tutulduğu ailelerde büyüyenler, karakterin isyanını paylaşır. İsmi “süs” ve “bezek” anlamına gelen Seniha, güzellik ve itaatkârlıkla özdeşleştirilen cinsiyet rollerine artık boyun eğmez.
Kötü anne, kumarbaz kayınvalide ve narsist koca gibi tiplemelere rağmen cinsel gerilimi başarıyla resmeden diziye şans vermenizi tavsiye ederim.