İçimizdeki Tanrıçalar: Gündüz Apollon Gece Athena

Emine Yıldırım’ın filmini, İstanbul Modern’de düzenlenen “Doğruluk mu Cesaret mi?” programının “İçimizdeki Tanrıçalar” panelinde tartıştık. Bizi doğruluğa ve cesarete davet eden sunumlar, yıllardır evcilik oyunu ile özdeşleşen tanrıçalığın büyüsünü bozdu. Ailesi için kendini sefil eden, çocuklarının mutluluğuyla avunan ve kibirli kocalarına tahammül eden anneler; “tapılacak kadın” olmak istemiyor. İçimizdeki her daim fedakâr, yorulmayan, acıkmayan tanrıçayla vedalaşma vakti gelmedi mi?  

Trans müzikal Emilia Pérez 

Pop, rap ve rock’ı buluşturan Emilia Pérez film müzikleri, âdeta bir trans niteliğinde. Fransız yönetmen Jacques Audiard’ın filminde, cinsiyet değiştiren Meksikalı uyuşturucu baronu gibi müzik de her daim geçişte. Manitas/Emilia cinsiyet, Clément Ducol ve Camille’in İspanyolca besteleri ise tür kategorilerini aşar. Meksika’daki adaletsizlik, farklı sınıfları ve kültürleri bir araya getiren müzikle eleştirilir. Kartel lideri de (Karla Sofia Gascón) avukatı Rita (Zoe Saldaña) da hayat müzikalinde birer oyuncu. En İyi Özgün Şarkı Oscar’ını alan filmin her sahnesinde farklı bir biçime bürünen müzik, başlı başına bir karakter.  

Babygirl ile yeniden doğan Ibsen’in Bir Bebek Evi 

Bir Bebek Evi’nin itaatkâr ev kadınının aksine Romy, namıdiğer Babygirl, bir robotik firmasının en üst düzey yöneticisi. Çalışanları da ailesi de emrine amade. Ibsen’in savunduğu ekonomik özgürlüğe kavuşmuş. Oysa yönetmen Halina Reijn, mutluluğun başarıya indirgenemeyeceğini gösteriyor. New Yorklu patroniçenin hayatında ne eksik? 19. yüzyıldan bugüne Evin Meleği olarak görülen kadınlara yakıştırılmayan cinsel tatmin. Ibsen’in 19. yüzyılda estirdiği feminist rüzgarları günümüz New York’una taşıyan Babygirl’ü izleyin.

Amerikan rüyasının balonunu söndüren Anora

Filmin açılış sahnesindeki göz kamaştırıcı pembe ışıltılar, bizi Brooklyn’deki bir gece kulübüne davet eder. Yakın çekim tekniği ile adeta dikizlediğimiz kadın dansçılar ve hayranları mutlu gözükür. 23 yaşındaki Rus Amerikalı seks işçisi Anora’nın İngilizcede “saygıdeğer” ve “erdemli” anlamına gelen ismi, masallardan bu yana namusla özdeşleştirdiğimiz kadın rollerine meydan okur. 

The Brutalist, bir filmi inşa etmek

Opera ve balenin açılışında çalan uvertür, filmde Yahudi soykırımından kurtulduktan sonra konuşmayı reddeden öksüz Zsófia’nın çığlıklarıdır. Genç kızın “sessizliğinden büyülenen” askerler, onu “göz kamaştırıcı” bir sanat eseri olarak görür. Film, Amerika’ya kaçan Macar mimar László Tóth kadar yeğeninin var oluş mücadelesini anlatır. Zsófia’nın çaresizliğine uvertür ile ses vererek başlayan film, İlk Mimarlık Bienali’nde (1980) amcasını onurlandırdığı bir konuşmasıyla biter. 

error: Content is protected !!
Verified by MonsterInsights