Esenler Otogarı’nda geçen Veliaht, boğaz manzarasını görmediğimiz nadir dizilerden. Otogarın hâkimi Zülfikar, “Burası İstanbul’un ta kendisi.” diyerek şehrin ihtişamlı yalılar üzerinden hayal edilmesini sorgular. Karslı ailesindeki güç savaşlarıyla veliaht değişse de asıl hükümdarlık otogarda. Karakterlerle mekânı zekice buluşturan jenerikte otogar, sakinlerini avcunun içine almış.

Veliahtlık Neden Sadece Erkeklerin?
“Esenler kızımı değil, oğlumu istiyor.” der Zülfikar. Patronun kızı Derya’yı değil de oğlu Zafer’i isteyen otogar adeta ulvi bir figür. Kadınları veliaht seçmeyen cinsiyetçi düzenin metaforu. Tahtı erkeklere yakıştıran efsaneleri içselleştiren baba, güçlü ve özgür bir birey olmaktan çok ataerkil toplumun hizmetkarı.
“Kadınlar dünyayı yönetiyor baba! Senin derdin koltuk.” der Derya, veliahtlığı kızı yerine tesadüfen tanıştığı Timur’a (Akın Akınözü) layık gören babasına. İktidarı erkeklere atfeden düzene karşı cesurca savaşır. Yükselme arzusu aşka yenik düşmez.
Derya’nın ablası Kudret’in saltanatı, konağın dört duvarıyla sınırlı. Evden çıkmaktan korkan erkek kardeşinin aksine tutsaklığı kendi seçmiş. Zafer’in ablası/annesi rolünü oynamasa adsız sansız Bayan Hiç Kimse olacak. Bahçe kapısından çıkmasın diye kardeşini silahla korkutmuş. İyileştiğine inandırarak ilaçlarını bıraktırmış. Yemeğinden evliliğine kadar kontrol ettiği Zafer, Kudret’in tek zaferi.

Ataerkil Düzenin Kadın Gardiyanları
Kudret, “Ben bu evin hafızasıyım.” dese de kendi kişisel tarihini yazamamış. Evdekileri “hizaya” getirmekle övünen kadın, kendisini öyle bir hizaya getirmiş ki değil aşkını yaşamak nefes almaktan korkuyor. Her daim toplu saçları ve belini saran dar kıyafeti, karakterin sıkışmışlığını resmeder.
Tutsaklığıyla övünen Kudret, hemcinslerini özgür bırakır mı? Ataerkil düzenin devam etmesinden erkekler kadar Kudretler de sorumlu. Kendini eve hapsetmiş Kudret, Zafer ile zorla evlendirilen Reyhan’ı esir eder. Arzularını dizginlemenin acısını, konaktan kaçmak isteyen genç kadından çıkarır. Babalarına ve kocalarına boyun eğenlerin âşık olmaları da boşanmaları da yasak.
Evin bahçe kapısından çıkamayan Zafer, bana Magarsus dizisindeki Beton’u (Berkay Ateş) hatırlattı. Ailesini depremde kaybeden Beton eve giremez; annesinin öldürülmesiyle sarsılan Zafer ise dışarı çıkamaz. İki dizideki zengin ve karanlık ailelerin babası rolünde Ercan Kesal var. Oyuncu seçimi ve senaryo benzerliğiyle Magarsus’un veliahdı olmaya çalışsa da HBO dizisinin senaryosu daha zekice yazılmış.
Satrançta her yöne hareket edebilen en güçlü taş Vezir, taht oyununun muhtemel galiplerinden. Kudret’e olan imkânsız aşkının akıbeti de sınıf atlamasına bağlı. Karakterleri birbirine bağlayan aşk kadar para. Derya’nın, “Sana cenneti vadediyoruz.” dediği Timur’un gücü ve ekonomik rahatlığı bırakması zor.
“Uyuşturucu, insan ticareti, kaçakçılık yapmadık.” diyen Zülfikar işlenen cinayetleri nasıl da aklıyor. Oğluna tokat atan, çocuklarını yağmurda eve almayan, kızına “Dayağı ve sevgiyi ne zaman vereceğini bileceksin.” diyen baba masum mu? Beyninde tümör olduğu için ona acımalı mıyız?
Yol Levhaları: Detaylardaki Görsel İmzalar
Otobüslerin arkasına yazılan sloganların trafik levhalarına yerleştirilmesi dizinin atmosferiyle çok uyumlu. Mesela Timur ve Reyhan’ın kavgasından sonra “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.” yazısını okuruz otoyolda.
Başka bir dizide melodrama kaçabilecek “Seni unutmaya ömrüm yeter mi? Geri dön beni sev.” şarkı sözleri Derya-Yahya aşkına yakışmış. Hazal Türesan ve Erkan Kolçak Köstendil arasındaki kimya tutmuş. Yahya’yı diğer karakterlerden ayrıştıran beyaz yakalı lacivert kazağı başarılı bir kostüm seçimi.
Birçok dizi gibi kuzenlerin aşkını ve şiddeti normalleştiren Veliaht’ın farkı, İstanbul’u Esenler Otogarı üzerinden resmetmesi. İstanbul’un kalbi boğaz hattında değil, Esenler’deki taht oyununda atıyor.