Yeraltı Saltanatı

jBir hikâyenin karakterlerine duyulan empati politiktir. “Zavallı Dexter, çocukluk travması sebebiyle insanları kesiyor.” derken ister istemez bir seri katili haklı çıkarırız. “Sadece polisin yakalayamadığı suçluları öldürüyor.” dediğimizde ise adaletin şiddetle yerine getirilebileceğine inanırız. Dizilerde uyuşturucu tacirlerinin ideal sevgili ya da abi olarak tanıtılması mafyayı normalleştirir.

Mafya ve şiddet

Yeraltı dizisinin açılışı, kartellere karşı savaşın toplumun desteğiyle kazanılabileceğini vurgular. Fakat kamu spotu, bir uyuşturucu tacirini ilahlaştıran senaryoyla çelişir. Hapishaneden yeni çıkan Bozkurt (Bozo), mahallede krallar gibi karşılanır. Bir politikacı edasıyla arabadan hayranlarını selamlar. Yardımsever Bozo’yu, “Allah senden razı olsun.” diyerek bağırlarına basarlar. Aileden gördükleri mafyaya adeta ibadet ederler.

Bozo, Türkiye’de uyuşturucu satmadığı için sevildi. İç pazara girmemek için servet öder. Türk gençliğini korumak adına kendini tehlikeye atar. İnsanları acımasızca öldüren ve servetini uyuşturucudan kazanan karakter, gençlere örnek gösterildi. Oysa karakterin milliyetçiliği, yurt dışındaki gençleri zehirlemesini aklamamalı.

Temiz yüzlü Haydar Ali (Deniz Can Aktaş) ise Bozo’nun amcası dahil onlarca insanı öldürmüş bir “kahraman.”  “Adam gibi adam istemiştim. O senmişsin.” der Sultan (Sümeyye Aydoğan), abisini hapishaneden kurtarmak için gözünü kırpmadan cinayet işleyen nişanlısına. Demek ki destanlardaki geleneksel erkek rolleri pek değişmemiş. Ne pahasına olursa olsun güce tapılıyor. 

Aşk ve itaat

Koşulsuz itaat edilen Bozo’nun bir sözüyle dostlar öldürülür ya da nişan atılır. Onu sevdiğinden ayırıp Haydar Ali’yle nişanlayan abisine Sultan, “İtle evlen de evlenirim… Abimin sevdiğini ben de severim.” der. Bir mafya liderinin kimin kimi seveceğine ya da kimin ne zaman nasıl öleceğine karar vermesi diktatörlüğü temsil eder. Despot bir karakteri severek sınırsız gücü meşrulaştırırız.

Uyuşturucuya karşı mücadelede ailelerin önemini vurgulayan dizide, şiddet üzerinden yuva kurulur. Haydar Ali, evlilik teklifi etmek için cinayet işleyeceği restoranı seçer. Ceylan (Devrim Özkan) ise yüzüğü taktıktan hemen sonra sevdiği adamı korumak uğruna katil olur. Ali’nin silah kullanmayı öğrenen kardeşi de ismi gibi Melek olmayabilir. 

Nikah yüzüğü için “feodal bir kelepçe” diyen Bozo, topluma itaat ettiğimiz için evlendiğimizi ima eder. Fakat YeraltıVeliaht ve Uzak Şehir gibi dizilerin kuzenler arası aşkı ekrana getirmesi problematik. 

Yeraltı dizisindeki en güçlü sevgi hapishanede tanışan iki erkek arasında. “Ben Bozo’nun karısını seviyorum, Bozo ise beni seviyor.” der Haydar Ali. Bozo, uğruna dayak yiyen yoldaşını baş tacı eder.

Kıyafet, atmosfer ve müzik

Siyah fermuarlı ceket giyen Haydar Ali ve boğazlı kazak seven Bozo’nun farklı stilleri iki karakteri birbirinden farklılaştırmış. Fakat dizi afişinden de görüleceği üzere kadınlar her daim şık ve seksi.

Bozo’nun adadaki evinden dürbünle denize bakması, diziye esrarengiz bir hava katmıştı. Oysa şehirdeki evi otel lobisi gibi. Dekorasyonu farklı olan iki evin aynı karaktere ait olduğuna inanmak zor.

Dizinin en başarılı mekânı, yeraltındaki teşkilat merkezi. Haydar Ali’yle gizlice iş birliği yapan komiserin (Mehmet Yılmaz Ak) ofisi, karanlık bir sığınak gibi. Bakalım polis mafyanın içine sızdıkça dizi afişindeki siyah ve beyaz renkler grileşecek mi? 

Müzik seçimleri ve özellikle Eypio’nun Yeraltı şarkısı diziye müthiş bir atmosfer katmış. Uraz Kaygılaroğlu’nu, karısına “Ömrüm” diyerek literatüre giren Bozo rolünde görmek için diziye şans verilebilir. Umarım ilerleyen bölümlerde polis ve mafya arasındaki akıl oyunları güçlenir ve Bozo dışındaki karakterler derinleşir. 

About the author

Prof. Dr. Ayşe Naz Bulamur is the chair of Western Languages and Literatures Department at Boğaziçi University. She received her PhD in Literary Studies from the University of Wisconsin-Milwaukee. She has articles on the works of British, American, and Turkish writers, such as Margaret Fuller, Hannah Foster, Byatt, Edith Wharton, Elizabeth Gaskell, Erendiz Atasü, Elif Şafak, Julia Kristeva, Theresa Cha, and Martin Amis. She is the author of Victorian Murderesses: The Politics of Female Violence (2016). Her research focuses on postcolonial theory, urban theory, feminist criticism, and novel. She writes on popular TV series and movies for the online newspaper T24. You can watch her weekly YouTube podcast Ekran Aşkına / For the Love of Screen.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

error: Content is protected !!
Verified by MonsterInsights