
Mutlu Son Mitinin Yıkılışı
İlk ve Son’un farklı zamanlar arasında gidip gelen kurgusu sayesinde ölümsüz aşk masalına kapılmıyoruz. Serkan ve Güneş’in tanışma, evlenme ve boşanmalarını paralel anlatan hikâye, mutlu son mitini başarıyla sarsıyor. “Aşıklar kavuşacak mı?” sorusuyla izlemediğimiz dizide, yıpranmayan sevgi yok.
İlişkinin akıbeti, bekar ve evli Güneş’in değişen saç modelinden belli. Serkan’la tanıştığı barda neşeyle dans ederken savrulan dalgalı saçları, evlendikten sonra sıkıca toplanmış. Saçları tokaya, kendisi de evliliğe kıstırılmış.
Yönetmen Devrim Yalçın ve senarist Hakan Bonomo’nun dizisinde geçmiş, günümüz ve gelecek bir arada. Evlenme ve boşanma, tutku ve öfkenin birlikteliği, mucizevi aşk hikayelerinden daha gerçek. Hayat, farklı duyguları aynı anda barındıran bir gelgit.
“Birbirimizi tamamlıyoruz.” diyen Serkan ve Güneş gibi çiftler, yalnızken yarım kaldıklarına inanır. Oysa tamamlanmak için tek ihtiyacımız kendimizi sevmek. “Tek başına mı restorana ya da sinemaya gidiyorsun?” gibi sorulara ve size acıyan gözlere inat kendinizi en son ne zaman randevuya çıkardınız?
Beden Politikası: Kürtaj ve Kadının Beyanı
Kürtaj konusunu işleyen ilk bölüm cesur. Kaju alerjisi olan küçük Kerem büyümüş (Durukan Çelikkaya) de hamile sevgilisini ailesiyle tanıştırmış. “Kaç haftalığa kadar sorun olmuyordu?” diye soran Serkan, gençlerin ne hissettiğini umursamaz. “Sırf sana yanlış geliyor diye bir kadının anne olma isteğine söz geçiremezsin.” der Güneş. Bu kararın hangi yaşta olursa olsun kadına ait olduğunu savunur.
“Mutluluğu bencillik gören evde büyüdüm.” diyen Güneş, başkalarının hayatlarını aydınlatırken kendisi geceyi yaşamış. “Çığlığı dışarı değil içime attım.” sözü, her daim sakin ve güler yüzlü olması beklenen kadınların ne kadar yıprandığını gösterir. Oysa erkeklerin esip gürlemesi çoğu zaman mazur görülür.
Aile yılında geleneksel aile yapısı kırılmış. Serkan’ın oğlu, ailesiyle birlikte yaşayan arkadaşlarına özense de annesiyle de Güneş’le de mutlu. Anne babanın boşanması, dünyanın sonu değil. Güneş, kötü üvey anne tiplemesinden uzak.
İlk ve Son dizisinde kardeşlik, hayatın en büyük hazinesi değil. Güneş ve kardeşi “gündüz ve gece” kadar farklı. Serkan’ın Kıbrıs’ta üniversiteye gitmesine engel olunan kumarbaz kardeşi ise Fransa’da okumuş abisini kıskanır. Kardeşler arasında bitmeyen kin ve öfke, aile bağı için kan bağının yeterli olamayabileceğini gösterir.
Tersine Dönen Roller
Dede olacak Serkan, duygularını kontrol etmeyi öğrenememiş bir çocuk. Baba-oğul rolleri öyle bir tersine dönmüş ki Kerem, “Olsun baba, olsun.” diyerek babasını teselli etmiş. Fakat sevgilisinden ayrıldığı ve kaza yaptığı gece babasına ihtiyacı var. Serkan oğlunu sarıp sarmalamak yerine küçük çocuklar gibi öfke krizine girer. Babayı sakinleştirme görevi, bitik oğluna düşer. Çocukların da kaderi, “yetişkinleri” büyütmek.
Terapi ne kadar gerekli olsa da ilişkinin heyecanını geri getirecek bir tılsım değil. Bir zamanlar gözleriyle konuşan çiftin diyalogları, “Kahve bitti mi?” gibi işlevsel sorulardan ibaret. “Mesleğim dışında saygı duyulacak tarafım kalmamış gibi geldi.” diyen Serkan, sürekli suçlandığını hissettiği evliliğinden kaçmak için kendini işine vermiş.
Bergüzar Korel ve Timuçin Esen benim favori İlk ve Son çiftim. Deniz Celiloğlu, Serkan’ın kardeşi rolüne çok yakışmış.

Aşkın Büyüsünü Bozan Gerçeklik
Mutlu sonların aksine aşkın büyüsünü bozan yapımları seviyorum. Ne ilk ne de ikinci baharlar mutlak. İlk ve son bölümü olmayan diziyi izlemeye hangi bölümden başlarsanız başlayın aşk ve hayal kırıklığıyla örülü türbülansa yakalanırsınız.